25 Şubat 2014 Salı

VİDEOİST BAŞAK KAPTAN’LA MARDİNDE BULUŞUYOR




Şunu daha büyük bir haritada görüntüle: videoist




















Videoist’i 2003 yılında Hülya Özdemir ve Ferhat Kamil Satıcı’nın oluşturduğu İstanbul merkezli bir sanat kolektifi olarak tanıdık. Kurulduğu tarihten bu güne farklı mekanlarda yurtiçi ve yurtdışından çeşitli sanatçıların katılımı ile gerçekleştirdikleri etkinliklerle karşımızdalardı. 1 Mart 2014 itibarı ile Mobil bir Sanat projesi olma niteliği taşıyan Videoist, mutlak çekim merkezi olan modern metropolden hareket ederek, çağdaş sanatın Taşınabilir sınırlarını araştırıyor.
Anadolu’nun orta doğuya bakan balkonu konumundaki Mardin’de, çağdaş  sanatın mahdumlarına bir buluşma, sergileme, sunum, gösterim, konuşma ve tartışma  alanı yaratmayı amaçlıyor.
Bu alan bir hafıza ve hatırlama mekanizmasını açığa çıkaracak nitelikte projelere ve sergilere ev sahipliği yapmayı planlıyor. Aynı zamanda video sanatı arşivini de içeren mekan araştımacıların, küratörlerin, sanatçıların ve koleksiyonerlerin ziyaretine açık olacaktır.
Videoist yeni mekanında 1-26 Mart 2014 Tarihinleri arasında  Başak Kaptan’ın “ Mükemmel Mutsuzluk “ başlıklı kişisel sergisini Mardin’de  izleyici ile buluşturuyor.
MÜKEMMEL MUTSUZLUK
Başak Kaptan’nın Polonya’da Poznan yakınlarında bir ormanda çektiği 8mm filmini doğa ve ortam sesleri ile buluşturduğu bu çalışmasında sanatçı,  çocukluğunda bir kır gezisinde başlayan, belleğinde ve imgeleminde devam eden çevre ve kendilik ilişkisine melankolik bir armağan sunma çabasındadır. Filme eşlik eden, bulunmuş, aynı ağaçlık alanda çekilmişe benzer iki fotoğrafın izinden giden sanatçı, ağaç imgesini dallar arası boşlukları saplantılı bir inatla kağıttan çıkartmaya çalıştığı bir desenle göstermeye çalışmaktadır.
Displinler arası bir yaklaşımla çeşitli malzemelerle çalışırken, son zamanlarda video ve film imgesininin mekansallığını ele alan Başak Kaptan, sadece video ya da film aracılığıyla yaratılan mekanı değil,  bellek izlerinin oluşturduğu mekanı da açığa çıkarmaktadır. Sanatçı, kollektif ve öznel belleğin kamusal ve özel alanla olan ilişkisi üzerine yapılan güncel tartışmalara referansla, geçmiş deneyimlerin ses ve görüntü olarak biriken hatıratını yeniden üretmenin olanaklarını araştırır.

Müzmin bir hatırlama ve yeniden yazmayı görev edindiği çalışmalarında, şairin ‘mükemmel mutsuzluğunu insan soyunun’ dizesiyle anlatmak istediği gibi öznel ve toplumsal anılar, “yatay ve dikey mutsuzluklar” arasında salınmaktadır.