29 Eylül 2009 Salı

openings and screenings


video ve videoist

video ve videoist

ferhat özgür


Video sanatının bugünkü konumundan kabaca bahsetmeden önce onun geçmişini ve çıkış noktalarını kısaca hatırlamakta fayda var. 1960’lı yıllarda savaş sonrası döneminin medyalarının ekonomik ve siyasal işlevleri sonucunda medya kavramı sanat kavramı ile ilk defa kesişmekteydi. Zamana bağlı sanat (time based art) selüloz üzerindeki hareketli görüntüden, durumsal buluşlardan ve videodan, telif hakkı olmayan bilgisayar görüntüsüne kadar, 20.yüzyıl sanatının en karakteristik örneklerinden birisi olup, medya teknikleri ve sanat medyaları arasındaki sıkı bir karşılıklı etkileşimden kaynaklanıyordu. İlk olarak. 1964 yılında Toronto’da bir “Kültür ve Teknoloji Entstitüsü” kuran Amerikalı Marshall Mc Luhan bu arada efsanevi olan “Understanding Media” (Medyaları Anlamak) adlı kitabını yazmış ve elektronik devirde dünya için “Küresel Köy” kavramını yerleştirmişti. Teknolojik buluşları, insan bedeninin daha ileri bir genişlemesi olarak tanımlayan Mc Luhan, teknolojinin toplumsal örgütlenmenin ve iletişimin biçimselliğine olası etkilerine karşılık olarak “Medya” (göksel) mesajın kendisidir” sonucunu çıkarmıştı. (Bak. Angelika Stepken, “In Medias Res” sergi katalog metni, 1997, Berliner Kulturveranstaltungs-GmbH)

Sony firması 1965 yılında ilk portatif video cihazını piyasaya çıkarmadan hemen önce, Nam June Paik televizyon görüntülerini mıknatıslar kullanarak değiştirmekte ve böylece devlet televizyonunun tek sesli yayın mekanizmasına saldırmaktaydı. Paik sonradan videoyu 80’li yıllarda bütün dünya üzerinde 50 milyon izleyici için yaratılan simultane uydu projelerine dek sanatsal-bireysel tasarım ile bir kitlesel medya aracı olan televizyon arasında bir bağlantı noktası olarak kullanmaktaydı. Berlin’de yaşayan sanatçı Volf Vostell de 60’lı yılların başında kolaj prensibinin yer ve zaman boyutları ile medyalararası biçimde genişletilmesi demek olan “de-kolaj” uygulaması ile çalışmalar yapmaktaydı.

Ortaya çıktığı 1965’i takip eden yıllarda önce Video Band sonraları da Video Art denen bu türün, teknolojiyle olan o günkü flörtü ile bugünkü flörtü elbette farklı. Nam June Paik, Sony Portabak, Pope Paul VI ve George Macinuas'ın Fluxus grubu içindeki denemeleri, spesifik bir anın sonsuz tekrarına dayanan, deneysel girişimlerdi ve "tarihsel videolar"ın en belirgin örneklerini oluşturmaktaydılar. Dolayısıyla video başlangıçta anındalığın peşindeydi. Ne var ki bu noktada videoyu ortaya çıkış itibarıyla felsefi bir sorunsalla ilişkilendirmek zorlama bir çıkarsama olur. Video son büyük savaş sonrası yıllarda, kapitalist dünya ve tüketim toplumunun gelişimine paralel olarak daha çok teknoloji ve dünyanın geldiği yeni boyutla ilgili bir ifadelendirme aracı olarak belirginleşti. Brecht’in deyimiyle gerçeklik değiştikçe onu temsil etme biçimlerimiz de değişmekteydi. Böylece video montajlamaya muhtaç bir teknik olarak evrimleşti. Montaj, zaman ve mekanı farklı kordinatlarda bir araya getiriyor, reel zamanla filmsel zamanı yapı bozumuna uğratıyor ve gerçeküstücü bir kurgu yaratıyordu. Diğer tüm disiplinler gibi, müzik gibi, resim gibi, video da “montaj”a, yani öğeler arasındaki bu zaman-mekansal, ekleme-çıkarma ilişkisine dayanıyor ve bu doğal tabandan besleniyordu.


Ulus Baker video görünür olmakla ilişkilidir diyordu. Sinemayla videoyu ayırırken birincinin seyredileceğini, ikincinin ise ancak görülebileceğini söylüyordu. Bu yönüyle bir deneyime, yani öznenin etkin katılımına bağlı olarak videoyu tanımlıyordu. Bu farka şu da eklenebilir ki, sinema öncelikle tüketim ve eğlence üzerine kuruludur. Video ise eğlenceyi, izleyicinin beklentilerini araçsallaştırabilir de.

Video tarihsel bağlamdaki yapıt-izleyici ilişkisini de değiştirdi. Yani video ekran olarak, ekranda görünenlerin sıradizimselliği bağlamında avangarttı. Video sanatçıları içinde yetiştikleri ortama duydukları tepki ya da yerleşik algıları yapı bozuma uğratmak istediler ve “şimdi”nin fragmanlaşmış haline odaklandılar. Video, akıp giden zamanı, sürati sabitleme olanağı tanıyordu. Değişen ışığı yakalamaya çalışan 19.yüzyıl İzlenimcileri gibi bugün video kamera ile değişen zamanı ve toplumsallığın başkalaşan yüzünü kaydediyoruz. Video sanatçıları olarak hayatı kaydederken teatral sinema ile video arasındaki en belirgin farkın bilincindeyiz. Video sinemanın konvansiyonel ilişki ve araçlara duyduğu ihtiyacı duymuyor. Aktör kullanabiliyor ama bu aktörler arasında kavranabilir diyaloglara, anlatımcı senaryolara ve belli bir sonucu hedefleyen kurguya yaslanmıyor. Ancak yine de sinemasal bir görselliği önemsiyor. Böylece kompozisyon ve ekrandaki öğeler arasındaki biçimsel ilişkiden beslenen ama sinemasal geleneğin dışında konuşan bir sunum biçimine bu bağlamda “video art” diyoruz.

Barış Acar’ın zikrettiği haliyle, Deleuze’ün “makine-oluş”la bağdaştırdığı, daha sonra Habermas’ın öncelikle sosyo-kültürel bir olgu olarak ortaya çıktığını söylediği “teknik” video söz konusu olduğunda hayati bir önem taşıyor. 1960’lı yıllarda videonun teknik olarak ayırt edici yönünü ışığın kullanımına ve ledlere dayandırıldı. Ancak yeni dönem, özellikle videonun son yıllık geçmişinde, artık karşılaştığımız işlerde teknikten ziyade sosyallik göze çarpmakta. Sanatçılar belli bir sosyal soruna video aracılığıyla çözüm arar gibiler. Teknik araştırmalar yerini sosyal deneyimlere bırakır gibi ya da günümüz video sanatında en göze batan eğilimlerden biri bu.

türkiye

Türkiye’de sosyal konulara odaklanan video sanatının son on yıllık geçmişi dikkate alındığında, bu videoların geleneksel sinemanın giriş, gelişme ve sonuç sıradizimine yaslandığını söylemek abartı olmaz. Türkiyeli sanatçıların, 90'ların ortalarında belirginleşen bu eğilimi, bir toplumsal olgunun, bir siyasi ya da kültürel travmanın performatif sunumu olarak özetlenebilir. Burada kamera bir durumu kaydeden bir araçtır. Öyle ki Türkiyeli bazı küratörler isabetli bir tanımlama ile bu eğilime “sahte belgesel” diyorlar. Belgesel öğeler içiren ve sokağın dilinden beslenen videolar ama gerçekliği dönüştürdükleri ve ona büsbütün bağlanmadıkları apaçık ortada. Böylece sadece video ile yapıldıkları için video olarak tanımlanıyorlar.

Türkiye’de video sanatının benimsenip yaygınlık kazanmasını çok gerilere götürmek zorlama olur. Nil Yalter ve Sarkis gibi sanatçılar her ne kadar video medyumunu doğrudan ya da dolaylı olarak yapıtlarında kullandılarsa da bu sanatçıların, özellikle Nil Yalter’in daha çok Türkiye dışında, özellikle Fransa’da yaşadıklarını ve sergilediklerini göz önüne aldığımızda, Türkiye’de video alanında tanınması zaman almıştır. Video 90 sonrası küreselleşme sürecinde Türkiye’li genç sanatçılar arasında medyayla kurulan ilişkinin en yeni işareti olarak hızla benimsendi ve alternatif olmakla özdeşleştirildi. İstanbul Bienalleri’nden yayılan enerji “medya sanatları” bağlamında bu genç kuşak üzerinde hissedilebilir bir etki bıraktı ve video Türkiye coğrafyasında artık kendi geleneğini oluşturmaya başladı. Ne var ki Türkiye’de videonun problematiği üzerine yeterli bir kavramsal-felsefi eleştiri, okuma, yorumlama platformları yaratılmış mıdır, orası kuşku götürür. Platform, Pist gibi insiyatifler bu tür sorunları paranteze alan pek çok etkinlik gerçekleştiriyorlar.

Buraya kadar söylediklerimiz bağlamında sözü Videoist etkinliğine gelirsek… Türkiye’de giderek bir festivalin düzenlenmesi kaçınılmazlığından hareket eden sanatçılar, Ferhat Satıcı ve Hülya Özdemir’in insiyatifleriyle 2003 yılında Videoist başlatılıyor. İlk kez KargArt ve Galerix’de gerçekleştirilen “Videoist” Türkiye’de son derece geniş bir sanatçı katılımıyla böylece ilke imza atıyor. İlk Videosit, bir ilk olmanın heyecanıyla, belki sanatçı sayısının kabarıklığı, zaman enflasyonu ve belli bir kategoriyi hedeflememiş olmasıyla bazı pürüzlü noktalar içermiyor değildi ama belli bir merkezin desteğini almayışı, kendi istikrarını kısa sürede oluşturması ve kar amacı gütmeyişiyle gerçek bir sanatçı organizasyonu olarak kendini gösteriyordu. Bu enerjiyle etkinliğinin ikincisi, dört yıl aradan sonra 2007 yılında profesyonellik dozunu iyice artırmış olarak, sanatçı sayısında özenli bir seçiciliğe giderek, İstanbul Modern, İstanbul Goethe Enstitüsü, Diyarbakır Sanat Merkezi, ve KargArt’da farklı günlerdeki gösterimlerle “şehre yayılan” bir karakter kazandı. Ferhat Satıcı ve Hülya Özdemir 2008’de etkinliğin sınırlarını daha da genişlettiler ve Videoist’i uluslararası bir platforma taşıdılar. İspanya-Pamplona’da Huarte Çağdaş Sanat Merkezi’ne davet edilen etkinlik şimdi Avrupa Kültür Başkenti olan İstanbul’un 2010 projesi olarak yeni bir güzergaha koyulmuş durumda. Ama aynı zamanda Videoist’in İstanbul odaklı bir “gezici yapısı” var ki “2010 Taşınabilir Sanat Projesi” adı altında, 2010 gösterimleri şimdiden Kartal, Ümraniye, Tuzla gibi, şehrin farklı noktalarını geziyor, videolar istasyon istasyon dolaşıyor ve hayatla buluşuyor.

Videoist’in bu ısrarlı direncinin sonucunda, video zamanla Türkiye’de sadece teknik bağlamda alternatif bir gösteri medyumu olarak algılanmaktan kurtulacak ve ifade için bir gerekliliğe
dönüşecektir.

videoist advertorial-Kaya Hacaloğlu,Ozan Akıncı

video

Videoist 2 / Yeni Duraklar

Videoist 2:
Video trafiğinde yeni duraklar...

Basın Bülteni:

Videoist ilk olarak 2003 yılında ortaya çıktı.Bu ortaya çıkışta en büyük sebep birçok video çalışması yapan sanatçının bir arada izleyiciyle buluşmamış olmasıydı. Bu açığa önemli bir etkinlikle cevap veren videoist, bağımsız bir etkinlik olarak zor bir süreçten geçerek başarılı bir şekilde izleyiciyle buluştu.Bu buluşma istanbulun iki yakasında sanat köprüsü olmayı başardı. Kadıköy kargart ve Beyoğlu galeri X etkinliğin mekanlarıydı.

Videoist bağımsız olmanın, destek bulmanın zorluğuyla boğuşurken videoistin açtığı yoldan gelen farklı video organizasyonları güçlü sponsorluklar veya kuratör destekleriyle kısa sürede yer buldular. Bu organizasyonların birçoğu bol bütçe içinde bol sanatçı listesiyle gösterim yaptı. Malesef bu etkinlikler içinde yer alan çalışmalar hedefe ulaşamayıp izleyici ile buluşamıyordu, çünkü;çok fazla sanatçının videoları ardarda gösteriliyordu. Videoist verdiği uzun arada aslında nekadar gerekli olduğunu anlayarak 2007 yılında yeniden bir organizasyon yapmaya karar verdi.

Gezici olmayı hedefleyen Videoist2 ilk durak olarak bütün eleştirilere rağmen Istanbul Modern sinemada gösterildi ve büyük bir ilgiyle karşılandı. Bu kez ikinci durakları olan 11-20 Nisan da İstanbul Goethe Enstitüsü’nde 13-17 Nisan da Kargart’ta,11-17 Nisan da ise Diyarbakır Sanat Merkezinde yer alacak.

Kendileride sanatçı olan Ferhat Satıcı ve Hülya Özdemir’in organize ettiği ve belli bir program dahilinde gösterimler ile gerçekleşecek etkinlik, bu yıl video sanatının farklı kuşak ve ülkeden sanatçılarını buluşturuyor. Videoist hakkındaki bilgilere www.videoist.org sitesinden ulaşabilirsiniz.

Katılımcı Sanatçılar: : Christine Gensheimer ,Çağrı Saray, Extramücadele, Fatih Aydoğdu, Gülsün Karamustafa, Hülya Özdemir, Kaya Hacaloğlu, Mürteza Fidan ,Neriman Polat, Nooshin Farhid, Susanne Albrecht, Timo Katz, Yasemin Özcan Kaya, Yeni Anıt.

Videoist2 Projection Places:

(2008)

www.diyarbakirsanat.org
Diyar Galeria İş MerkeziElazığ Cad. No: 9Dağkapı/DiyarbakirTel: +90 412 228 94 00

KargARTwww.kargart .orgKadife sokak No: 1681300 KadıköyİstanbulT: 0216 330 31 51

Goethe-Institut İstanbul Yeniçarşı Cad. 32 34433 Beyoğlu - İstanbul, Türkiye Tel. +90 212 2492009 Faks +90 212 2525214 info@istanbul.goethe.org www.goethe.de/istanbul

Videoist 2 Sanatçıları / Screenshots

Christine Gensheimer





Çağrı Saray





Handke’ye Saygı

Postmodern sinemanın başlangıcı olarak kabul edebileceğimiz 1987 tarihli ‘Der Himmel Über Berlin’ (türkçe adıyla ‘Arzunun Kanatları’, ingilizce adıyla ‘Wings of Desire’) adlı film, yönetmen Wim Wenders’in birçok filminde birlikte çalışmış olduğu Alman edebiyatçı Peter Handke’nin “Lied Vom Kindsein” (Çocuk Olmanın Şarkısı) adlı şiiriyle başlar.
Dille dünya arasındaki ‘boş’luk, Peter Handke’nin odaklarından biridir. Handke’nin edebiyatındaki boşluk kavramı, uygar olarak nitelendirilen toplumlardaki ilişki/ilişkisizliğin özgürleştirici ve öldürücü boyutlarını vurgular. Handke’yle okuyucu olarak paylaştığımız boşluk duygusu o kadar mahrem ve aynı zamanda o kadar paylaşıma açık bir kavramdır ki, aslında tam da bugünün metropol insanının yalnızlığını tarif eder. “Çocuk Olmanın Şarkısı”, bizi Berlin’de geçmişle bugün arasında, gökyüzünde süzülürmüşcesine özgür, dingin ve yalnız bir gezintiye çıkarır.
Filmin başlangıcında yeralan; elyazısı ile yazılmaya başlanan şiir, Handke’nin ‘yazma’ edimine dair söylediği şu sözlerini hatırlatmaktadır; “yazmak, kendi kendini hapsetmek, kendini yaşamdan uzaklaştırmaktır ve bu da bir tür şizofrenidir aslında.”
Himmel Über Berlin’de Handke’nin şiiri tekrar yazılmaktadır, üstelik görüntüdeki anlatısallık da yazma edimi üzerinden çalışan bir yapıya işaret eder. Metnin, bu yeniden üretim sürecinde hareketli görüntü ve ses gibi sinemasal öğelerle etkisi katlanarak artmaktadır.

Şimdi Lied Vom Kindsein’ı yeniden yazma zamanı. Tıpkı kendi sözlerimizmiş gibi…


Extramücadele








Fatih Aydoğdu




Diglossia
Pop-up-Media-Soundscape.

Massmedia (Kamusal-Medya) 19. yy. In ikinci yarısında oluflmufl, Radyo ve Televizyonun icadından sonra da toplumu giderek etkisi altına almaya bafllamıfltır. ‹ki yüzyılsonra, uluslararası biliflima™larının oluflumuyla birlikte, iletiflimin kendisi ilgi ve arafltırma oda™ı haline gelerek, bizlere karmaflık yapılı biliflim/iletiflim a™larının çalıflma mekanizmasını tepeden ö™retme denemesine giriflir. Günümüzün sistemteorileri dünyanın do™abilimsel modeli üzerinden, biyolojik organizmanin en küçük parçacıklar›n› arafltırıp, bu parçacıkların nasıl biraraya gelerek bir bütünü oluflturdukları sorusu üzerine kuruludur. Bunun kendi kendisine yapılanan bir organizasyon olması yanıtıyla da Massmedia kültür mekanizmalar› üzerine düflünmenin merkezine yerleflir. Böylece sürekli kendine gönderme yapan toplumsal üstyapı odak noktası haline gelmifltir.

Massmedia bizleri aflırı hızda görüntü (ve veri) bobardımanına tutarken, gerçekli™in/bilginin kurgu modelleriyle, algı ve düflünce mekanizmamızın üzerine yayılır. Bu çerçevede Modernist toplumun aydınlanmacı kamu mekanı da (“public space”) de™iflime u™rar. Kamu mekanı artik modernist anlamıyla toplumun sosyal sorunlarının tartıflıldı™ı, bunlara çözümler arandı™ı, fleffaf bir mekan olmaktan çıkarak, hem ulusal hem de uluslararası ba™lamda anlamını giderek yitirir, ifllerli™ini ve konumunu Massmedia`nın düflünce da™ıtan hegemonyasına kaptırır. 1990lı yıllar boyunca giderek depolitize olmaya bafllayan batının kültür üretimi ise “public space” ya da dünya kamuoyundan bahsederken bu kavramları artik sadece deskriptif bir biçimde kullanmaya bafllar, politik de™iflimden bahsederken “kültürel subversiyon”, yani parçalayarak de™ifltirmekten sözeder. Kamu mekanın demokratik anlamdaki ifllerli™ini yitirmesinin nedeni, toplumun ona biçti™i politik de™erinin yokolmasından ziyade, politik de™iflimin düflünce olarak siyasi ve tarihi ufkumuzdan kaybolmasındandır.

Görsel dilin ilinti düzlemleri, ba™lamsal gönderimleri ve ait oldu¤u muhtelif anlam ve karfl›laflt›r›c› söylemler içindeki konumuyla, önceden kodlanm›fl imgelerin bir kültürün semantik kodlar›yla kesiflti¤i ve yeni aktif boyutlar kazand›¤› noktay› belirler. Burada ne olgusal ne de do¤al bir sunum sözkonusu de¤ildir. Özel bir dile ait görsel her imge karmafl›k ilintilerin belirleyicisi olan ya da aradaki ba™lantıları kuran iletkenleri belirleyen, bir özelli¤in, bir durumun, bir de¤erin ya da bir ç›kart›m›n sunumudur. Tercih konusu kavramlar kendi içerlerinde, anlam, eylem ve güven olarak flekillenen toplumsal kategorileri de kapsarlar: Toplumsal yap›lar hakk›ndaki gündelik deneyimleri, bir kültürün pratikte ifllerli¤i, ç›karcı ve iktidari, meflru, s›n›rland›r›c› ve k›s›tlay›c› yap›lara dair herfleyi. Bu anlamda kullan›lan imgeler, kodlar› üzerinden toplumsal düzene, ekonomik ve politik iktidara ve ideolojilere gönderme yaparken, okunulabilirlik flartı içermektedir. Burada “okuma” olarak kastetti™imiz yanl›zca belli say›daki imlerin çözümlenip, deflifre edilmesi de¤il, kendiyle baflka imlerin aras›na yarat›c›l›kla girebilen nesnel bir yetinin de gereklili™ir.

“Diglossia”, çokdillilik (Bilingualism) ba™lamında, konuya ya da duruma göre de™iflerek, (yazılı ya da sözel) çeflitli durumlarda, farklı iletiflim kuramak üzere kullanılan iki ya da daha çok dili, ya da fliveyi tanımlayan dilbilim kavramıdır. Ses ve görüntü yı™ma ve kaydırmalarıyla oluflturulmufl görsel ve auditif bir partitürle, yarattı™ı atmosfer ve ambivalenz üzerinden iflleyen (müzik klibi formundaki) bu çalıflma, bizlere görünürde gerçeklik/do™ruluk/bilgi iletti™ini idda eden medyatik imgelerin bir sorgulaması, multipel yaflam biçimlerimize siyasi, tarihi ve estetik göndermeler yapan görsel dil elefltirisi.


Gülsün Karamustafa








Katlamak


2000 tarihli “Katlamak” adlı video filmde küçük bir kız bir eylemi sürekli olarak tekrarlamakta, anneannesini sandığından çıkmış dantel örtüleri katlamaktadır. Film ilk kez aynı yıl Hannover’deki Alman Tarih Müzesinde sanatçıya ait ‘Kişisel Zaman Dörtlüsü’ adlı projenin diğer üç filmi ile gösterilmiş daha sonra bağımsız
olarak başka projelerde de yer almıştır. Video film kadın kimliğine ve doğuya özgü sabır ama aynı zamanda başkaldırı duygusunu incelikli bir biçimde tarif eder.



Hülya Özdemir








Kayıp Zamanın İzinde


Kayıp Zamanın İzinde'de Hülya Özdemir otorite’nin yerel ile küresel arasındaki gitgellerini işler. Özdemir Videoist2003 te gösterilen ve aile albümünden aldığı bir fotoğraftan oluşturduğu “hangisi?” videosundan sonra şimdide Aile albümünden alınma bir fotograftan kurguladığı “eren taxi-araba” videosu ile otoriteye ve onun var olmasını sağlayan bulanık ortamını içe bakış yöntemi ile sorguluyor.








Cahasing Lost Times handles the of the authority between local and global. After the video “Which One?”, consisting of a photograph from the family photograph album of artist, is shown in 2003, now she introspectively questions the authority and blurred atmosphere(environment) which provides the authority to exist through the video, “Eren Taxi-Car.”



Kaya Hacaloğlu





Korku Ruhu Kemirir

Film büyük yönetmen Rainer Fassbinder'in "Korku Ruhu Kemirir" filmine bir atıfdır. Filmin baş karakterleri sosyal ve ırksal farklılıklara sahiptirler. Emmi yaşlı bir temizlik görevlisi, Ali ise göçmen ve Arap bir işçdir. Video, Emmi ve Ali'nin ilk karşılaştıkları süreç içerisinde geçen lineer zamanın akışını
kurgusal olarak bozmakta ve karakterlerin farklılıklarının kaotik karşılanan ve karşılanacak olan birlikteliklerine işaret etmektedir.
Videonun altında akan metin oluşan görüntünün vurgusunu tanımlamaktadır.
Fassbinder tecavüze uğramıştır. Naratif anlatım öldürülerek video dilinde yeni bir gerçeklilk bulmuştur.


Mürteza Fidan




Bir Uçtan Öteki Uca Savrulmak

İnsan, gizli doğası tarafından zorlanmaktadır, bedeni ve ruhu talep eden her şeyin kurbanı olmaktadır ve bundan ötürü insam hem daha masum, hem de daha suçludur. Daha masumdur, çünkü ruhu yüzünden büyük bir bilinçsizliğe sürüklenmektedir. Ama masum olduğundan daha fazla suçludur, çünkü dünyada bağlandığı her şey, sürdürdüğü hayatta sahip olduğu tutku ve hayalleri ahlaki yargılarıyla birbirine karıştırmaktadır.

Foucault’un dediği gibi “insanın düşüşüne neden olan ve Günahın görülme biçimi olan Kadının en baş düşmanı olan Yılan aynı zamanda, onun açısından bu dünyada bir fidye, en değerli ilaçtır.” Günah ve ölüm nedeni olan şeyin, iyileşme ve hayat nedeni olması gerekmiyor muydu?




Neriman Polat







Huysuz ve Tatlı Kadın

Bu video çalışması, Türkiye’de yaşadığımız çelişkileri bilinen bir şarkı üzerinden, kurgulanmış bir düetle , doğu-batı ayrımı , alt ve üst, sokağın dili ve ideolojik olanın dili gibi zıtlıkları anlatıyor.Bu düet sokakta, görme engelliler derneğine yardım toplamak için şarkı söyleyen görme engelli bir adam ve televizyonda konser veren bir şarkıcı arasında geçiyor. İki kişinin söyleyiş biçimleri arasındaki fark, toplumsal çelişkileri gösteriyor.

This video work reflects the contradictions that we have in Turkey as “the distinction between the east and the west, the upper class and the lower class, the street language and the ideological language” by a recreated duet of a familiar song. It is going on between a blind old man who tries to gather money for the Braille Foundation and a singer having a concert on television. The difference between their styles shows us the contradictions in the society.



Nooshin Farhid







Zone End


Zone End has an apocalyptic resonance to it, something devastating has occurred but we only have access to its reverberations and the human forces of the state can only deal with the aftermath Images of a wind swept street, rolling cans and plastic bottles career across the urban landscape adding to a sense of immanence. The discarded mobile phone shows pictures of a helicopter hovering above the event whilst smoke billows around a cordoned off zone. This short film exudes a darkness and a reference to human fragility.

Susanne Albrecht




Looking For Parallels

The video follows a very archaic trace. It uses oppsite polarities to develop a strong tension without coming to a solution. Jumping from inside to outside parallels are shown between artistic work in the studio and walking acts in the centre of Istanbul. It asls about connections between artist’s work and society.








Video geçmişe ait (eski) bir izi takip eder ve bir çözüme varmaksızın güçlü bir gerilim oluşturmak için karşıt polariteleri kullanır. İçeriden dışarıya zıplama paralelleri stüdyodaki sanatsal çalışma ile İstanbul’un merkezinde yürüyen edimler/olaylar arasında gösterilir. Tüm bunlar sanatçının işi ile toplum arasındaki bağlantılarla ilgilidir.



Timo Katz





Whirr

Things are described through the visible surface of their appearance. In reduction of obviously redundant town house sights into a linear tracking shot, the film gets a view on how appearances oscillate around their initial idea without ever getting an exact description.








Şeyler görüntülerinin görünen yüz(ey)lerinden tanımlanırlar. Gereksiz-(fazla) kasaba evi görüntülerinin belirgin bir şekilde filmde tek hareketi izleyen bir doğrusala indirgenmesi ile film, görüntülerin belli bir tanımlama elde etmeksizin başlangıç fikirleri etrafında nasıl gidip geldikleri üzerine bir bakış kazanır.


Yasemin Özcan Kaya






Okulun Önünden

...

With her latest video work “In Front of the School” (Okulun Önünden, 2006) Yasemin Özcan Kaya focuses on the relationship between geography and nationalism and militarism. In the video, we witness a send-off celebration of a young man to military service. During these celebrations that are considered the first step from adolescence to manhood, “manliness” is directly linked to being a soldier who is full of love and devotion for his country, and highly competent in defending it. As the artist correctly observes1, those crowning the celebration in front of the elementary school with firecrackers were actually kız kaçıran-firing* adolescents just one or two years ago. Nationalist demonstrations or protests do not only confirm the determined stability of an assumed collectivity, but also strengthen it. The phantasmatic staging of the send-off celebrations are actually rituals on their own, clearly portraying that identity and identification belong to an imaginary site. In Özcan Kaya’s video, the ‘power’ of a stray firecracker to blast amidst the crowd and scare them away marks the moment when a certain production and mission are cut short. This single unplanned and unforeseen moment transforms a reality into an ‘event’ by exposing the weakness in this show of power.

Nermin Saybaşılı

1 Interview I conducted with the artist on May 16, 2007, Istanbul.
* *kız kaçıran (girl-scarer): a noisy and --at times-- dangerous squibs preferred especially by young boys and adolescents in street games. Given this local name because of its loud bang which tends to scare away young girls.


Yeni Anıt





YERÇEKİMLİ GRAFİTİ

Sanatın, geçiciciliğin anahtarını araması, bir sokak yaratıcı etkinliği olan grafitiyi güncel sanatın ilgi odağı haline getiriyor. Ancak bir grafitinin bir sergi mekanı duvarına yerleştirilmesi onun sokak bağlamından koparılması anlamına geliyor. Bu problemden yola çıkarsak, grafiti bildirinin izleyici ile sokakta direkt iletişime geçmesine dayalı bir gerçekliğe sahip. Bu gerçeklik fotoğraf yolu ile belgelenebilir. Ancak, grafiti fotoğrafı, belge olarak manzara veya ölü doğa (still life) fotoğraf ve/veya resminden pek de başka bir şey ifade etmez.

Grafitiyi bir biçim olarak ele alıp onu kalıcı /geleneksel malzeme ile üç boyutlu olarak tekrar tasarlanması , bu modern sehir uğraşını geleneksel malzeme ile belgelenmiş bir kayıt/ anıt ‘a dönüştürüyor. Bu dönüşüm grafitinin sergilenmedeki bağlam problemini aşarken, gördüğümüz artık bir grafiti değildir.

Peki, bu bir grafiti heykelimidir?

Grafitinin duvarla ve yüzeyle ilgili azımsanamayacak ilişkisi göz önünde bulundurulduğunda artık grafiti yerçekimlendirilmiştir.

Bu bağlamda “yeni anıt”ın yaptıkları “yerçekimli grafiti”ler olarak adlandırılabilir.Sprey boyanın hafifliği ve uçuculuğu ile geleneksel malzemenin ağırlığı ve kalıcılığının şavaşıdır bu.

Tıpkı sokaklardaki stil savaşlarında olduğu gibi.

“graffiti with gravity”

Since art and artist searchs the key of temporary things, graffiti , creative language of street , becomes the focus point of contemporary art . However installing graffiti to the wall of art space means that it is disconnected with the context of street .Graffity is a sign that makes connection with the person who walk on the street and has a reality based on direct connection with this person. This reality can be documented through photography,yet,This photographes of graffiti as a document don’t differentiate from the photograpy of landscape and/or still life.

İf graffiti is thought as a three dimentional form, to design it with the permanent and traditional material transforms this modern city action to a permanent document or/and monument. This transformations of graffiti solves the problem of the installation of graffiti to the artspace. But This is not a graffiti anymore. Well, İs this a Graffiti Sculpture? İf The significant relationship between the graffiti and city wall and/or surface is recognized, the work of arts of new colossus can be named as the “ graffiti with gravity”. This is the war between the spray color, volatile and flying, and traditional material, weightness and permanent, such as the style wars on the street.


Videoist 2 / İstanbul Modern










Videoist 2: Afiş, davetiye ve diğer görseller...















Videoist 2

Basın Bülteni:

Videoist2 24 -30 Kasım 2007 tarihleri arasında İstanbulModern’de gerçekleşecek .Birinci Videoist 2003 yılında iki yaka arasında sanal sanat köprüsü olmayı amaçlamış ve bunda da başarılı olmuştu. Bu yılki Videoist2’nin amaçlarından biri İstanbul merkezli gezici bir etkinlik olmak. Videoist2’nin ana durağı olan İstanbulModern’de açılışı 24 Kasım’da 16:30 da gerçekleşecek ve izleyici yerli yabancı 14 sanatçının video çalışması ile buluşacak.

Köken olarak latince “videre” kelimesinden gelen ve görüyorum anlamına gelen video kelimesi ile istanbul’un kısaltması olan ist kelimelerinin bileşiminden olusturulan Videoist ismi ilk olarak 2003 yılında ortaya çıktı. Bir sanatçı insiyatifi olarak kurulan Videoist bağımsız ve kar gütmeyen organizasyonlara imza atarken, düz bir bakışı öngören endüstriyel, formel, ticari organizasyonlara alternatif eğik bir bakışı destekliyor. İnsiyatifin isminin düz okunuşu gibi sadece video projeleri gerçekleştirmeyecek. Aynı zamanda farklı etkinliklere de yer vererek güncel sanat ortamına bir soluk olmayı amaçlıyor.

Video etkinliğinin organizasyonunu üstlenen sanatçılar Hülya Özdemir ve Ferhat Satıcı bu etkinlikle güncel sanat ortamında sanatsal bir belge olan video sanatının nitelikli ve dökümanter bir perspektifini oluşturmayı amaçlıyor.

Belli bir program dahilinde gösterimler ile gerçekleşecek etkinlik, bu yıl video sanatının farklı kuşak ve ülkeden sanatçılarını buluşturuyor. Videoist hakkındaki bilgilere www.videoist.org sitesinden ulaşabilirsiniz.


Videoist2 katılımcı sanatçıları: Kaya Hacaloğlu, Gülsün Karamustafa, Çağrı Saray, Yeni Anıt, Fatih Aydoğdu, Hülya Özdemir, Extramücadele, Nooshin Farhid, Neriman Polat, Susanne Albrecht, Yasemin Özcan Kaya, Timo Katz, Christine Gensheimer, Mürteza Fidan.


Videoist2 Gösterim Mekanı:

İstanbul Modern Sinema:

Meclis-i Mebusan Cad. Liman İşletmeleri Sahası Antrepo No:4 Karaköy - İSTANBUL
www.istanbulmodern.org/
Tel:
0 212 334 73 00
0 212 243 43 19


Press Release:
.
Videoist2 will actualize in İstanbulModern between 24 -30 November 2007. The First Videoist aimed to be an imaginary art bridge between two sides in 2003 and it was been successful. One of the aims of Videoist2 in this year is being a travelling activity whom centre is İstanbul. The opening of Videoist2 will realized in İstanbulModern which is the main station for this project on 24 November at 16:30 and the audience will get together with the works of 14 native-born and foreign artists.

The Videoist word which came out for the first time in 2003, formed by the composition of the word video the origin of this word is “videre” in Latin language which means ‘I see’ and the word ist which is the abbreviation of İstanbul. Videoist which was been set up as an initiative of artists is supporting looking awry as an alternative of industrial, formal, commercial organizations which suggest on a straight look, while it was signed the independent and profitless organizations. This initiative will not only realize the video projects just like the straight diction of the word. At the same time it aims to be a new breath for the actual ambient by giving place to the different activities.

Hülya Özdemir and Ferhat Kamil Satıcı who take upon the organization of the video activity are aiming to form the qualified and documentary perspective of the video art which is an artistic documentary of actual art.

The activity which will realize depending on a defined program is bringing together video art artists who are from different generations and different countries. You can reach the information of Videoist from web site www.videoist.org


Videoist2 participant artists: Kaya Hacaloğlu, Gülsün Karamustafa, Çağrı Saray, Yeni Anıt, Fatih Aydoğdu, Hülya Özdemir, Extramücadele, Nooshin Farhid, Neriman Polat, Susanne Albrecht, Yasemin Özcan Kaya, Timo Katz, Christine Gensheimer, Murteza Fidan.


Videoist2 Projection Place:



İstanbul Modern Cinema:

Meclis-i Mebusan Cad. Liman İşletmeleri Sahası Antrepo No:4 Karaköy - İSTANBUL
www.istanbulmodern.org
Tel:
0 212 334 73 00
0 212 243 43 19

Videoist2 Organization:
Ferhat Satıcı : fsatici@excite.com Tel: 0 537 728 68 46
Hülya Özdemir: hulyaozd@yahoo.com Tel: 0 535 820 65 73

Kargart Röportaj: Ferhat Satıcı / Hülya Özdemir


Videoist’i yapmaya nasıl karar verdiniz?

Ferhat-2003 nisanında kargart ve galerix’te gerçekleştirmiş oldugumuz ilk “videoist” bu konuda Türkiye’de bağımsız bir organizasyonun yokluğu fikrinden ortaya çıktı. Güncel Sanat ortamında gösterilen video sanatı çalışmalarının dökümantasyonunu oluşturan nitelikli bir organizasyon olmayı amaçladık. Ardından bu bir insiyatife dönüştü “videoist”çünkü belirli bir merkez desteği olmadan tamamen sanatçı çabaları ile oluşturulmuş istikrarlı olan ,kar amacı gütmeyen organizasyonların olması gerektigi inancıyla ortaya çıktı.

Nasıl bir oluşum?

Hülya- “videoist” latince kökenli görmek anlamına gelen “videre” kelimesinden kaynaklı görüyorum anlamına gelen “video” kelimesi ile İstanbul’un kısaltması olan “ist” in birleşiminden oluşturuldu. Ferhat’ında belirttigi gibi bagımsız ve kar amacı gütmeyen işlere imza atan bir insiyatif. Düz bir bakışı öngören endüstriyel ,formel, ticari organizasyonlara alternatif eğik bir bakışı destekliyor. Bu anlamda “videoist” kelimesinin düz okunuşu gibi anlaşılan video projeleri dışındaki farklı etkinliklerle de yer vererek güncel sanat ortamında bir soluk olmayı amaçlıyor.

İlkiyle arasında 4 yıl gibi bir zaman aralığı var. Nedeni nedir?

Hülya-Ferhat Özgür 2003 sanat yıllığındaki “Videoist Festivali” yazısında etkinlikten övgü ile bahsederken aynı zamanda bir atımlık barut gibi etkinliklerden olmamasını umut ettiğini söylemişti. Bağımsız bir etkinligin ne büyük özveri ve çaba ile gerçekleştigi aşikar. Ekonomik ve kültürel istikrarı olmayan bir ülkede bu tip nitelikli organizasyonlara imza atmanın zorlugunu herkes tahmin edebilir. Ayrıca etkinliklerimize yer bulurken oldukça pozitif çabaları ile destek verenler dışında , negatif etkileride göz ardı etmemek gerek işten anlamayan galeri yöneticileri, sanatçı kıskançlıkları gibi.

İlk Videoist sizce nasıl sonuçlanmıştı?

Ferhat-İlk “videoist” kendi kulvarında Türkiye’de bir ilk adım olarak 2003 yılının en dikkat çeken bağımsız sanat etkinliklerinden biri oldu.
Afiş tasarımından kataloguna videoların gösterim programından sanatçılarına kadar dönemin video sanatı perspektifini nitelikli bir şekilde ortaya koyan, izleyicisine ulaşmış bir etkinlikti.

Bu sene ilki Kasım ayı sonundaİstanbul modern’de gerçekleşen ve nisanda ikinci ayağı Kargart,Goethe Enstitüsü İstanbul ile Diyarbakır Kültür merkezi olan “videoist”in sanatçıları nasıl bir araya geldi?

Hülya-“videoist2” sanatçı merkezli bir organizasyon. Farklı merkezlerden çıkışlı sanatçıları davet ederek
onların seçmiş oldukları çalışmalarına yer veriyoruz. Bu bildigimiz anlamdaki küratorlük çalışmasına alternatif bir duruş. İşler birbiri ile gösterim salonunda karşılaşıyor. Tabii ki biz sanatçıları seçerken onların yaklaşımlarını göz önünüde bulunduruyoruz.

Programdan biraz bahseder misiniz?

Ferhat- 14 sanatçının katıldığı “videoist2”nin gösterimlerini her gün 48 dakilalık tek grup halinde gösteriyoruz . Bu konudaki bilgilere (http://www.videoist.org/) ulaşmak mümkün olacak.

Nerede ve ne zaman gerçekleşecek?

Hülya- Videoist2 bu kez ikinci durakları olan 11-20 Nisan da İstanbul Goethe Enstitüsü’nde 13-17 Nisan da Kargart’ta,11-17 Nisan da ise Diyarbakır Sanat Merkezinde yer alacak.Ardından Ekim ayında Almanyada Frankfurt Kitap fuarına paralel bir etkinlik kapsamında son durağında gösterimini gerçekleştirecek.

Eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Hülya-Evet var öncelikle “videoist2”nin katılımcı sanatçılarını söylemek istiyorum ; Gülsün Karamustafa , Kaya Hacaloğlu , Çağrı Saray , Fatih Aydoğdu , Extramücadele ,Nooshin Fahrid , Neriman Polat , Susanne Albrecht , Yasemin Özcan Kaya, Timo Katz, Christine Gensheimer , Murteza Fidan . ayrıca Yeni Anıt (Ferhat Satıcı) ve ben (Hülya Özdemir) birer çalışmamızla organizasyon dışında etkinlikte de yer alacağız. Ayrıca “videoist2”ye gösterim mekanı sağlayarak bağımsız bir organizasyonu desteklediği için Kargart’tan Tayfun ve sana Goethe Enstitüsü Müdürü Claudia Hahn Raabe’ye Diyarbakır Sanat Merkezinden Melike Hn’a İstanbul Modern Müzesi Sinema Bölümünden Fatma hanım’a,.Tüm vizyonmedya çalışanları ile Engür Kaya’ya da teşekkür ederiz.

Videoist 1


Basın Bülteni:

23-30 Nisan 2003’de Taksim Galeri-x'te ve Kadıköy Kargart’ta gerçekleştirilecek olan “Videoist” festival 23 nisanda Galeri-x’de yapılacak açılışın ardından 25 nisanda Kargart’ta yapılacak ikinci bir buluşma ile devam edecek.

Festivalin ana sponsorluğunu üstlenen Altınbaş Holding’in yanısıra İsbi’de festivalin destekleyici sponsorlarından.

Video Festivali’nin organizasyonunu üstlenen sanatçılar Melik İskender,Hülya Özdemir ve Ferhat Satıcı bu festivalin iki yaka arasında olumlu bir trafiğe’de sebep olmasını diliyorlar..

Belli bir program dahilinde gösterimler ve sergileme ile gerçekleşecek etkinlik, Video-art,video-performans,video-enstalasyon gibi türleri ve farklı sanatçıları bir araya getirecek.

Festival İstanbul’da video sanatının perspektifini ortaya koymayı amaçlıyor.

Festivale katılan sanatçılar
Amir Bey, Ceren Oykut-Murat Ertel, Çağrı Saray, Elif Atalay, Ethem Özgüven,Extra Mücadele, H. Fatih Kızılgök, Ferhat Satıcı, Ferhat Özgür, Genco Gülan, Hülya Özdemir, İrem Arıkan Aydınonat, Kaya Hacaloğlu, Kemal Tufan, Kurucu Koçanoğlu, Maria Sezer, Melik İskender, Mikkel Sktoldan, Nancy Atakan, Nazan Azeri, Neriman Polat, Onur Eroğlu, Seçkin Uysal, Simla Zorlutuna, Tan Cemal, Vicdan Nalbur Taşdemir, Zeynep Per, Yeşim Özsoy Gülan

Festival Mekanları:

Avrupa yakası: Galeri-X Galip Dede Cad.No:48/11 http://www.galerix.org/
Anadolu yakası: Kargart Kadife sok.no:16 81300 Kadıköy/İSTANBUL http://www.kargart.org/ww.kargart.org/

what is videoist







VIDEOİST IS A INDEPENDENT VIDEO ART INITIATIVE FOUNDED BY ARTISTS, HULYA OZDEMIR AND FERHAT SATICI IN 2003. VIDEOIST IS A VIDEO ART INITITATIVE CREATED WITH THE BELIEF AND NEED OF MOTIVATING AND SUPPORTING THE VIDEO ARTISTS IN THEIR ENDEVAOUR OF EXPRESSING THEIR IDEAS THROUGH THE EXTENSIVE AND PRACTICAL POSSIBILITIES OF VIDEO LANGUAGE. THE WORD “VIDEOİST” IS COMPOSED OF THE WORDS “VIDEO”, IN LATIN “I SEE” AND “İST”, ABBREVIATION OF ISTANBUL. VIDEOİST, AIMS TO ACCUMULATE A DOCUMENTATION AND COLLECTION OF VIDEO ART AND SIGNIFIES INDEPENDENT VIDEO ARTWORKS WHICH PRESENT CRITICISM, ALTERNATIVE CONCEPTS AND VISUAL LANGUAGE TO INDUSTRIAL, POPULAR, COMMERCIAL VIDEO PRODUCTIONS. VIDEOİST DEPENDS ON THE ARTISTS’S FREE AND INDEPENDENT CO-OPERATION AND PARTICIPATION AND ADVOCATES AN ALTERNATIVE ATTITUDE TO THE CURATOR’S ESTABLISHED ATTITUDE.

VIDEOİST HAS BEEN HELD IN İSTANBUL MODERN MUSEUM,GOETHE INSTITUT İSTANBUL,DIYARBAKIR ART CENTRE,KARGART İSTANBUL, IN GERMANY JUSTUS LİEBİG UNİVERSİTY DURİNG 2007-2008 , 2010 EROPEAN CAPİTAL OF CULTURE PROJECT STEP/İSTANBUL AND HUARTE CONTEMPORARY ART CENTRE/SPAIN İN NOVEMBER AND DECEMBER 2008.

FERHAT KAMİL SATICI ferhatsatici@yahoo.com,ferhatsatici@gmail.com
HULYA OZDEMİR hulyaozd@yahoo.com,hulyaozdemir76@gmail.com


Videoist nedir?

Görüyorum anlamına gelen "video" kelimesi ile istanbul kelimesinin kısaltılmışı olan "ist" kelimelerin birleşiminden oluşan videoist düz bir bakışı öngören ticari ve endüstriyel sanat anlayışına karşıt. Sanatçı odaklı eğik- sanatı katmanlarına ayıran bir bakışı öngören etkinlikler,sergiler gösterimler,tartışmalar,workshoplar düzenler. kendi adının düz okunuşu gibi video sanatını sadece monitör-görüntü bazlı bir sanat olarak görmez güncel sanatın bir birini besleyen disiplinlerarası bir süreç olduğunu bilir. Tüm bu yaklaşımlarını İstanbul gibi bir merkezden periferiye taşır. Tıpkı İstanbulun hiç uyumayan ve raslantılara yer açan çift çekirdekli evreni gibi....

Videoist Vİdeo Sanatı İnsiyatifi hakkında:

Videoist 2003 yılında faaliyetlerine başlamış bir sanatçı insiyatifidir. 2003 yılında kargart ve galerix gibi sanat galerilerinin misafirliğinde gerçekleşen ilk etkinliği 27 yerli ve yabancı farklı kuşaktan video üreten sanatçıyı misafir etmiştir.Video sanatı açısından asya ve avrupa arasında bir trafik oluşturmayı amaçlayan ilk videoist istanbulda sanal sanat köprüsü olmayı başarmıştır. Bu alanda toplu gösterimlerle bir dökümantasyon oluşturmayı amaçlayan etkinlikler açısından büyük bir ihtiyacı karşılayan etkinlik 2003 yılının önemli etkinlikleri arasında yer almıştır. Ayrıca Video Enstalasyon,Performans Videosu gibi örneklerede yer vererek Video Sanatının biçimsel perspektifini ortaya koymuştur.

2003 yılında gerçekleşen ilk Videoist'e

Amir Bey, Ceren Oykut-Murat Ertel, Çağrı Saray, Elif Atalay, Ethem Özgüven,Extramücadele, H. Fatih Kızılgök, Ferhat Satıcı, Ferhat Özgür, Genco Gülan, Hülya Özdemir, İrem Arıkan Aydınonat, Kaya Hacaloğlu, Kemal Tufan, Kurucu Koçanoğlu, Maria Sezer, Melik İskender, Mikkel Sktoldan, Nancy Atakan, Nazan Azeri, Neriman Polat, Onur Eroğlu, Seçkin Uysal, Simla Zorlutuna, Tan Cemal Genç, Vicdan Nalbur Taşdemir, Zeynep Per, Yeşim Özsoy Gülan katılmıştır.

Organizasyon:Hülya Özdemir,Melik İskender,Ferhat Satıcı

Videoist2 İlk olarak 2007 Kasımında İstanbul Modern Sinema'da ana durağına uğradı. 11-20 nisan 2008 de Goethe Enstitüsü İstanbul’da ikinci gösterimini gerçekleştirdi. Videoist2 nin farkı, izleyici odaklı bir şekilde sanatçı sayısını makul bir boyuta indirerek belirgin bir kaliteyi tutturma çabasıdır. Yerli ve yabancı farklı kuşaktan 14 sanatçının katıldığı Videoist2 nin amacı istanbul merkezli gezici video etkinliği olmaktır.

Videoist2 ye katılan Sanatçılar: Kaya Hacaloğlu, Gülsün Karamustafa, Çağrı Saray, Yeni Anıt, Fatih Aydoğdu, Hülya Özdemir, Extramücadele, Nooshin Farhid, Neriman Polat, Susanne Albrecht, Yasemin Özcan Kaya, Timo Katz, Christine Gensheimer, Murteza Fidan.

Organizasyon:Hülya Özdemir,Ferhat Satıcı
Organizasyon Yardımcıları:Suat Öğüt(Asistan)

Üçüncü etkinliğini 11-20 nisan2008 de gerçekleştirilen olan etkinliğimiz oradan diyarbakır kültür merkezine ve ardından Frankfurt Kitap Fuarı çerçevesinde Giessen Belediyesi Ve Justus Liebig Universitesi Misafiri olarak 2008 kasımında Almanyaya gitti. Ardından aynı ay içinde İspanya’nın Huarte Çağdaş sanat merkezinin davetlisi olarak bir sunum ve seçki gösterimi düzenledi. Bu arada 2010 istanbul dünya kültür başkenti görsel snatlar projesi hazırlayan videoist 2008-2009 sürecinde İstanbul periferisinde yer alan kültürmerkezlerinde “videoist2010” isimli bir seçki gösterdi.haeln sürmekte olan “taşınabilir sanat” projesinin katılımcı insiyatifidir.

Bu güne kadar gösterimlerine 45 sanatçı ve sanat projesi’nin yer aldığı “videoist”in bir de bu gösterimler süresince oluşturduğu bir video sanatı arşivi bulunmaktadır.

Videoist CV

2003-2009 VİDEOİST GÖSTERİM MEKANLARI :

03-06 .12. 2009 - CONTEMPORARY İSTANBUL 2009. LÜTFİ KIRDAR KONGRE VE SERGİ SARAYI.İSTANBUL

2-6 .10. 2009- ULUSALARARASI SANATÇI İNSİYATİFLERİ BULUŞMASINA KATILIM . “ NEYE ALTERNATİF ?”. “VİDEOİST 2010” GÖSTERİMİ./ KADIRGA SANAT ÜRETİM MERKEZİ. İSTANBUL.

27 .12. 2008 - 03 .01 2009- İSTANBUL KÜLTÜR BAŞKENTİ “TAŞINABİLİR SANAT”, “VİDEOİST2010” ÜMRANİYE ATAKENT K.M.İSTANBUL.

10-15.11.2008-İSTANBUL KÜLTÜR BAŞKENTİ “TAŞINABİLİR SANAT”, “VİDEOİST2010” KARTAL BÜLENT ECEVİT K.M.İSTANBUL.

17-30.12.2008-İSTANBUL KÜLTÜR BAŞKENTİ “TAŞINABİLİR SANAT”, “VİDEOİST2010” , TUZLA K.M.İSTANBUL.

11-16.11.2008- …AS ALL THESE HAPPEN KAPSAMINDA,KURATÖR:BERAL MARDA /VİDEOİST ÖZEL SEÇKİSİ, HUARTE CONTEMPORARY ART CENTRE, PAMPLONA/SPAİN

22.10.2008-LİTERATÜR FESTİVALİ: VİDEOİST ÖZEL SEÇKİSİ, JUSTUS LİEBİG UNİVERSİTAET MARGARET BİEBER SALON/GİESSEN/GERMANY

26.10.2008-LİTERATÜR FESTİVALİ: VİDEOİST ÖZEL SEÇKİSİ, TRAUMA İM G-WERK AFFÖLERWİESEN 3 MARLBURG/GERMANY

13-29 .06. 2008- ‘SANAT BENİM OYUN ALANIM’ TERSHANE .VİDEOİST SEÇKİSİ.KÜÇÜK ÇİFTLİK EĞLENCE PARKI.MAÇKA /İSTANBUL

11-17 .04. 2008- VİDEOİST2 “İSTANBUL MERKEZLİ GEZİCİ VİDEO ETKİNLİĞİ” DİYARBAKIR KÜLTÜR MERKEZİ.DİYARBAKIR.

13-17 .04. 2008- VİDEOİST2 “İSTANBUL MERKEZLİ GEZİCİ VİDEO ETKİNLİĞİ” KARGART . KADIKÖY/ İSTANBUL.

11-20 .04. 2008- VİDEOİST2 “İSTANBUL MERKEZLİ GEZİCİ VİDEO ETKİNLİĞİ”GOETHE ENSTİTÜSÜ. İSTANBUL.

24-30 .11. 2007- VİDEOİST2 “İSTANBUL MERKEZLİ GEZİC VİDEO ETKİNLİĞİ” İSTANBUL MODERN MUSEUM/KARAKÖY/İSTANBUL.

23-30 .04.2003- VİDEO-İST FESTİVALİ KATILIMI. KARGART / KADIKÖY / İSTANBUL.

23-30 .04.2 2003- VİDEO-İST FESTİVALİ KATILIMI.GALERİ X/ TÜNEL/İSTANBUL.





2003-2009 VİDEOİST GÖSTERİMLERİNE KATILAN SANATÇILAR:

ALEN FLORICIC
CEREN OYKUT
CHRISTINE GENSHEIMER
ÇAĞRI SARAY,
DJ NABUCCO VJ 2010
ETHEM ÖZGÜVEN
EXTRAMÜCADELE
FATIH AYDOĞDU
FERHAT ÖZGÜR
FİKRET ATAY
GENCO GÜLAN
GÜLSÜN KARAMUSTAFA
H. FATİH KIZILGÖK
HÜLYA ÖZDEMİR
İREM ARIKAN AYDINONAT
KAYA HACALOĞLU
KEMAL TUFAN
KURUCU KOÇANOĞLU
MARİA SEZER
MARTIN DEGE
MELİK İSKENDER
MİKKEL SKTOLDAN
MURAT ERTEL
MÜRTEZA FIDAN
NANCY ATAKAN
NAZAN AZERİ
NERİMAN POLAT
NOOSHIN FARHID
ONUR EROĞLU
SEÇKİN UYSAL
SİMLA ZORLUTUNA
SUAT ÖĞÜT
SUSANNE ALBRECHT
TAN CEMAL GENÇ
TIMO KATZ
YASEMIN ÖZCAN KAYA
YENI ANIT
YEŞİM ÖZSOY GÜLAN
ZEYNEP PER




VİDEOİST İLETİŞİM :

www.videoist.org
info@videoist.org
www.videoistanbul.blogspot.com



FERHAT SATICI
ferhatsatici@gmail.com , ferhatsatici@yahoo.com


HÜLYA ÖZDEMİR
hulyaozd@yahoo.com ,hulyaozdemir76@gmail.com


ÇAĞRI SARAY
cagrisaray@gmail.com